Utangaçlığın Çocuklara Zararları Nelerdir?

Bir çocuk dünyaya geldiği gibi adaptasyon süreci başlar. Öncelikle minicik kulaklarıyla sesi, minnacık gözleri ile görüntüleri algılamaya ve geldiği yeni dünyaya ayak uydurmaya çalışan çocuklarımız gün geçer ve artık bilinci oturmaya başlayan bir birey olmaya başlar. İşte bu noktadan sonra çocuklarda bazı derinlemesine gelişmeler olur. Derinlemesine gelişme olarak bu gelişmeleri isimlendiriyoruz çünkü çocukluk çağında kazanılan bazı şeyler ne yazık ki yetişkinlik çağında dahi çocukların peşini bırakmazlar. Bu nedenle bu dönem çok ama çok önemlidir. İşte bu dönemin yani çocuklarda derin izler bırakan gelişim döneminin en tehlikeli şeylerinden bir tanesi utangaçlıktır.Çocukların utançlılığını yenme, çocuklarda utanma, utangaçlığın çocuklara etkileriUtanmak elbette yerine göre olması gereken bir şeydir. Utanmayı ayıplama ile karıştıranlar için öncelikle utangaçlık nedir açıklamak istiyorum. Utangaçlık bir duyguyu tam olarak karşı tarafa aktaramama, aktarmaktan kaçınma durumudur. Ayıp olan şeyleri yapmak ve sonucunda başkaları tarafından uyarılmak ayıplanmaktır. Ayıplanmak utanmaya neden olabilir ancak bu derin bir utanma değil geçici etkili bir o an için kendine çeki düzen verme utanmasıdır. Örneğin; birine onu sevdiğini söylemekten çekinmek derin bir utanmanın sonucudur, bu tür utanma bayağı bir tehlikelidir. Oysaki henüz cinsel organlarını tanıyan bir erkek çocuğunun toplum içinde pipisi ile oynadığını gören büyüklerin “ çek elini ordan bakayım” gibi uyarmaları çocuğu ayıplamaları ve bu uyarının sonucunda çocuğun elini organından çekip utanması anlık bir durumdur. Bizim yazımızda ele alacağımız bu durum değil derin utanma olacaktır.

Bir çocuğun utangaç olması demek onun dış dünyaya açılamaması demektir. Yani bir çocuk utangaç ise diğer kişiler ile iletişim kurmaktan uzak duracaktır. Eğer zamanında bir şekilde üzerine gidilmişse ve ona yaptığı şeylerin saçma olduğu, ona yakışmadığı söylenmiş ise örneğin sesi kötü olduğu halde 5-6 yaşlarındayken şarkı söyleyen çocuğa kötü konuşulmuş ise o çocuk bir daha şarkı söylemekten nefret edecek ve zorunda olduğu hallerde dahi şarkı söyleyemeyecektir. Hatta 5-6 yaşındayken sesi kötü olan çocuk büyüdüğünde sesi çok çok güzel ise dahi şarkı söylemeye bir şekilde başlamış dahi olsa kedine karşı bir özgüven eksikliği olacaktır. Örnekleri çoğaltmak elbette mümkündür ancak en basit haliyle çocukların utandırılması onların gelecekte sıradan bireyler olmasına yol açmakta hatta sıradan birisi dahi olamamalarına sebep olmaktadır. Çocuklarınızı utangaç yetiştirmeyin.

Bebekler anne sütünden nasıl kesilmeli?

Bebeklerin anne memesinden kesilmesi çoğunlukla annelerin gözünde büyür. Ancak farkında olunmasa da aslında bu işlem katı gıdalar ve ek besinlere geçilmesi döneminde başlanması gerekir. Bebeklerin memeden kesilmesi temelde 2 ana devreden oluşuyor.

Bebekleri memeden kesmek için yapılması gerekenler nelerdir?

Meme emmeye devam eden bebeklerin aniden anne sütü bıraktırılarak biberon ve ya bardaklara alıştırılması pek mümkün olmaz. Bu sebeple tamamen sütten kesme işlemi planlanıyorsa bunun için daha önceden çalışmalara başlanması gerekir. Bebeklerin bardaklar ve ya biberonlar tanışıklığı yoksa memeden kesmek daha zor ve yavaş bir hal alır.  Bazı durumlarda ise bebeklerin anneden kopması için özellik fazla vakit olmadığında emzirmeler atlanarak bebeğin aç bırakılması gerekebiliyor. Bu işlem 3-4 gün tekrarlanır ve yalnızca alternatif olarak seçilmiş beslenme türleri bebeklere sunulmaktadır. Bebeğiniz inatçı bir yapıdaysa başlangıçta bunu kabullenmeyebilir fakat zamanla alışılır. 6 aydan önce biberon ve ya bardakla kendi sütünüzü bebeğinize verebilir ya da mama ve süt vermeyi deneyiniz. Bu zamandan sonra ise bebeklerinize sulandırılmış inek sütü ve ya meyve suyu da verilmeli. Bebeğiniz bu besinleri babasının elinden de alıyorsa bebekler beslenme dönemine geçiş için uygun zamanda diyebiliriz.bebekleri anne sütünden kesme, bebekler anne sütünden nasıl kesilir, bebekler ve anne sütü

Memeden kesme işlemi nasıl uygulanmalı?

  • Bebeğiniz kendiliğinden emmeyi bırakmazsa yavaş yavaş ve özellikle alıştırarak sütten kesiniz.
  • Süt yapımındaki arz-talep düzeni tersine çalıştırınız. Birkaç haftada yavaş yavaş azaltılması gerekir.
  • Kesilen öğünlerden sonra diğer öğünü kesmek için 3 gün beklenmesi gerekir.
  • Aniden sütten kesilmeye çalışan bebeklerde huysuzluk ve mutsuzluk hakimdirler. Bu sebeple de beslenmeyi reddedebilmekte, hastalanabilmekte ve ya beslenme bozuklukları görülebilir.
  • Katı yiyeceklere alışmış ve çiğnemeyi öğrenmiş bebeklerde verilen yiyecek miktarının artırılması ve seyrek emzirmelerle meme yavaş yavaş unutturacaktır.
  • Günde 1 defa emzirmeyi atlayarak işe başlayabilirsiniz. Kademeli bir şekilde birer öğün azaltarak devam edilmelidir. Bebeğiniz de zamanla bu duruma alışır.
  • Emzirme süreleri kısaltılarak emzirme sonrasında yaşa uygun ek besinler verilmesi gerekir.
  • Emzirmeyi erteleyerek bebeğinizin ilgisini başka yöne çekiniz.
  • Bu dönemde babalar büyük bir rol oynuyor. Anne etrafta değilken babaların bebeği beslemesi faydalı oluyor.
  • Gece öğünlerinin kesilmesi zor olacaktır.

Gebelikte Bebeğin Zeka Gelişimi İçin Nasıl Beslenilmeli?

yediklerinize dikkat etmeniz, stres ve sinir harbini en az derecede yaşamanız ve buna benzer birçok unsura dikkat etmeniz bebeğinizi gelişimini olumlu yönde etkileyecektir.  Gebelikte beslenme çok önemlidir. Yedikleriniz ve içtiklerinizi bebek direk olarak alır ve onun gelişimi için etki yaratır. Yanlış ve düzensiz beslenme sizi için gebelik evresinde sorun yaratacağı gibi bebeğinizin zeka ve fiziksel gelişimini de olumsuz yönde etkileyecektir. Bebeğinizin zeka gelişimi için öncelikle omega3 ve bol lif içeren gıdalar tüketmelisiniz. Bu gıdaların en başında balık gelmektedir. Gebelik evresinde eğer mümkünse haftada en az üç kere balık yemeli ve balığı yağda kızarmış olarak değil de fırın yada közde pişirerek yemelisiniz.bebeğin zeka gelişimi,  gebelikte bebeğin zeka gelişimi, zeka gelişimi için beslenme

Böylelikle hem yağdan uzak durmuş olur hem de balığın vitaminini öldürmeden yemiş olursunuz. Balık dışında omega3 ve lif bakımından zengin olan kuruyemişler yemelisiniz. Mesela; ceviz, badem, fındık, fıstık, kuru kayısı, kuru incir gibi gıdaları tüketmeniz bebeğinizin zeka gelişimini olumlu yönden etkileyecektir. Fakat söylemekte fayda var bu gıdaları gün içerisinde az tüketmeli fazlasından sakınmalısınız. Bu beslenme biçimi için uzmanınızdan rahatlıkla bilgi alabiliriniz. Beslenme dışında yapmanız gereken başka bir unsur ise hamilelik döneminde bolca kitap okumanız ve müzik dinlemenizdir. Bunları yaparken sizin ruhunuz dinlenirken bebeğinizde sizinle birlikte bu dinginlik sürecinize ortak olacaktır. Unutmayın sizin yaptığınız her şeyden haberdar olan minikler sizi çizdiğiniz çizgide ilerleyeceklerdir. Bu dönemde özellikle asitli içeceklerden uzak durmanızda fayda var. Çünkü asidin vücuda verdiği zarardan bebeğinizde etkilenecek ve buda size olumsuzluk olarak geri dönecektir. Bu dönemde kendinize ve bebeğinize ne kadar dikkat ederseniz doğum sonrası daha rahat bir dönem yaşamanızı sağlar.

Gebelikte Rahat Bir Uyku İçin Neler Yapılmalı?

Son aylarını yaşayan birçok gebenin en büyük sorunudur uyku. Artık son dönemlerde iyice ağırlaşan vücut yatakta kısıtlı hareket etmenize sebep olur. Uyku arası yaşanan ağrı ve sancılar bölük pörçük bir uyku çekmenize sebebiyet veriri. Bu sorunları en aza indirmenin başlıca yolu; akşam yemeklerinde ağır yemekler yememeli ve yatmadan önce illaki bir kalsiyum besini tüketmeliyiz. Akşam ağır besinler midenizi daha çok şişireceği için sizi uykuda çok fazla rahatsız edecektir. Gece kalsiyum içerikli besin tüketmeniz ise sizi daha rahat bir uyku çekmenize yardımcı olacaktır. Kalsiyumun ana besin maddelerinin başında süt ve süt ürünleri gelmektedir. Gece yatmadan yarım saat önce içeceğiniz süt, ayran veya yoğurt sizin midenizi rahatlatacağı gibi uykunuzu getirerek daha rahat bir uyku çekmenize yardımcı olacaktır.

Anneler ve çocukları

Çocuklar dünyaya gözlerini açtıklarından itibaren ilk annelerini görürler, ilk annelerinin sesini duyarlar ve ilk annelerinin kokusunu alırlar. Bu nedenle çocuğun hayatında ilk sevdiği kişi de annesi olmaktadır. Annelerinin karşılıksız ve sonsuz sevgisi çocukları güven içerisinde hissettir ve bu nedenle çocuğun ilk güvendiği kişi de yine annesi olur. Annesi ile arasında bu denli bir bağ bulunan çocuğun davranış ve hareketlerinde de yine annesi oldukça büyük bir sorumluluk sahibidir. Bütün anneler çocuklarının iyi ve ahlaklı bir şekilde yetişmesini ister. Çocukların bu şekilde yetiştirilmesinde ise annelerin günlük hayattaki tutumları, davranışları en ufak bir sözü dahi etkilidir. Bu nedenle anneler çocuklarının yanında konuşurken ve davranırken oldukça dikkatli olmalıdır.anneler ve çocukları, çocuk etkileşimi, anne ve çocuk etkileşimi

Çocukların yetiştirilmesinde anne faktörü

Çocuğun ilk yemek yemesini, tuvalete gitmesini, diş fırçalamasını veya birine karşı saygılı olma gibi birçok faktörü ilk öğretmeni olan annesi öğretir. Anneler tüm bunlarla beraber çocuklarının nasıl konuşması gerektiği veya çevresine nasıl uyum göstermesi gerektiğini de öğretmelidir. Annelerin çocuklara karşı davranışlarında tutarlı olması çocuğun gelişimi için oldukça önemlidir. Örneğin; çocuk bir şey istiyor ve anne o an onu yapmaması gerektiğini söylüyor ancak daha sonra bunu yapmasına izin veriyorsa çocuk da bu şekilde tutarsız bir şekilde büyür. Bu nedenle anne bir kural koyuyorsa çocuğu ile ilişkisi boyunca bu kural devam etmelidir.

Çocuklar nasıl yetiştirilmeli?

Çocuklar için en önemli şey her zaman sevgidir. Özellikle anne sevgisinden mahrum yetişen çocuklarda ileriki dönemlerde psikolojik sorunların görme oranı da çok daha yüksek olmaktadır. Sadece anne sevgisi değil aynı zamanda baba sevgisi de çocuk için oldukça önemlidir. Bunun yanı sıra çocuğun yetiştirilmesi boyunca anneler kıyamadıkları için çocuğun neredeyse her dediğini yapmaktadır. Bu oldukça yanlış bir davranış olup çocuğunuza yumuşak ve sakin bir tavırla her zaman hayır demenin karşılığını öğretmelisiniz. Bununla beraber çocuğunuzu sürekli eleştirmek veya ona kızmak da onun özgüveninin düşük olmasına sebep olacağı için çocuğunuza her zaman her şeyi bir birey gibi açıklayın ve yaptığının doğru veya yanlış olduğunu vurgulayın.

Çocuklara Özgüven Kazandırma

Çocuklar anne ve babaların en değerli varlıklarından bir tanesidir. Bu sebepledir ki sürekli olarak anne ve babalar çocuklarının en iyi şekilde yetişmesini ister, en iyi yerlerde olmalarını ister. Bir çocuğun kendini geliştirebilmesi, hayata tutunabilmesi ise kendine güveninin olmasından geçmektedir. Çocuklarını iyi noktalarda görmek isteyen anne babaların öncelikle çocuklarına özgüven kazandırması gerekmektedir. Kendine güvenen bir çocuk yetişkinliğe eriştiği an çok daha başarılı işlere imzasını atabilir, kendini çok daha güzel seviyelere getirebilir. Peki bir çocuğa özgüven nasıl kazandırılır?çocuklarda öz güven, öz güven kazandırma, çocuklara öz güven kazandırma

Çocuklarınıza özgüven kazandırmak istiyorsanız işe onlara güvenmekten başlamalısınız. Çocuğunuz bir şeyleri yapmaya çalışırken yardımcı olun, ancak sakın onun yerine tüm işi siz yapmayın. Onun yerine o işi siz yaparsanız onun kendine olan güveni oluşmayacaktır. Kendi kendine bir şeyler başarabilmeyi öğrenen çocuklar zamanla kendilerine güvenmeye başlarlar ve daha zor işlerin altından kalkabilirler. Örneğin; anne babaların en sık yaptığı hatalardan bir tanesi çocuklarının okul çantalarını kendilerinin taşımalarıdır. Halbuki doğru olan hareket çocuğun kendine güvenini kazanması ve sorumluluk bilincinin oturması için kendi çantasını kendisinin taşıması daha uygundur. Bu ve benzeri daha birçok örnek verilebilir. Bir başka örnek olarak ise ayakkabı bağlamayı verebiliriz. Çocuğunuz ayakkabısını kendisi çok iyi bağlayamıyor olabilir. Ancak yine de bırakın kötü dahi olsa ayakkabısını kendisi bağlasın. Bir defa kötü bağlar, iki defa kötü bağlar ancak her bağladığında hatasını biraz biraz düzeltir ve en sonunda sorunsuz bir şekilde bağlamayı öğrenir. Küçük, gereksiz detaylar gibi görünen tüm bu örnekler çocukların özgüvenlerinin gelişmesinde etkilidir.

Tuvalet alışkanlığı kazanmış çocuğunuz bırakın tuvaletini kendisi yapsın, temizliğini kendisi yapsın. Duş almayı, banyo yapmayı öğrendiğini söylüyorsa bırakın kendisi yıkansın. Yemeğini döke saça da yese izin verin çocuğunuz kendisi yemeğini yesin. Hatta kendine zarar vermeyeceği şekilde kendi yemeğini kendisi hazırlasın. Tüm bu şekilde sergileyeceğiniz davranışlar onun bir şeyleri başarabilme hazzına ulaşmasını sağlayacak ve bir işi başardığında kendine olan güveni o derecede artacaktır. Çocukları özgür bırakın ki kendilerini yetiştirebilsinler.

Bebekleri Yalancı Memeden Ayırma Yolları

Annelerin sahip olduğu en güzel şeylerden bir tanesi de bebekleridir. Bebekler dünyaya geldikleri andan itibaren anne ve babalarının ilgilerine muhtaçtır. Bu muhtaçlıklarını gidermek adına anne ve babaları da onlara hizmet etmeye her daim hazırdırlar. Yeme, iç ve barınma gibi temel ihtiyaçların yanı sıra bebeklerin oyalanacak bazı şeylere ihtiyacı olmaktadır. Bu şeylerden bir tanesi de yalancı memedir. Nedendir bilinmez birçok bebek yalancı memeyi emerken kendini huzurlu hissetmekte ve ağlıyorsa susmaktadır. Bu sebepten dolayı tüm anneler bebeklerine doğdukları ilk günden 1-2 yaşına kadar yalancı emzik vermektedir.Yalancı emzik, yalancı meme, memeden vazgeçirme

Yalancı emzik bebekler için bir oyalanma aracıdır, iyi bir şeydir. Ancak uzun süre kullanımında ağız ve diş yapısında bir takım sorunlar ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Bir de işin psikolojik yönü vardır. Uzun süre yalancı meme kullandırılan bebeklerin büyüdüklerinde özgüven sorunu yaşadıkları gözlenmiştir. Ağız ve diş salığı ile ruh sağlığı açısından tedbir alınması amacıyla en fazla 1,5 yaşına kadar bebeklere yalancı emzik verilmeli ve sonrasında kullandırılmamalıdır. Peki; yalancı emzikten bebekler nasıl soğutulur?

Bebeklerin yalancı emzik alışkanlığına son verebilmek için halk arasında kabul görmüş bazı uygulamalar vardır. Bunların en başında hafif acılı toz bibere emziğin sürülmesi ve acı bu emme diyerek çocuğun şartlandırılması gelmektedir. Acılaştırılan emzik tadını tadan bebeklerde emziğe karşı bir tiksinme gelişmekte ve bir daha canı emzik emmek istediğinde acı tat aklına gelip vazgeçmektedir. Bir diğer yalancı memeden soğutma yöntemi ise unutturmadır. Bebek uyurken emziği ağzından alıp göremeyeceği bir yere saklayıp emziği istediğinde kaybolmuş, çalınmış diyerek kullandırmamak unutturma yöntemi için kullanılmaktadır. Eğer bebeğiniz ısrarla emzik isterse hiçbir yerde bulamayacağınızı söyleyin, ağlasa dahi yalancı emzik vermeyin. Çünkü bir kere kayboldu dediğiniz yalancı memeyi sonradan ortaya çıkarmanız unutturma yöntemini baltalayacaktır. Bir diğer yöntem olarak da doğrudan tiksindirme gelebilir. Yalancı emziğin üstüne siyah boya sürün ve “eh-kaka-pis” diyerek emziğin kötü bir şey olduğuna artık onu emmemesi gerektiğine bebeğinizi ikna etmeye çalışın.

Çocuklarınıza “Yapma” Demeyin

Çocuklarınız ile aranızda daha sağlıklı bir iletişim olmasını istiyor ve sözünüzü dinletmek istiyorsanız iletişim kurarken bazı şeylere dikkat etmeniz gerekmektedir. Birçok ailenin yaptığı ortak bir hata vardır ki o da çocuklarına “yapma, etme” demeleridir. Çocuğunuzun bir şeyi yapmasını istemiyorsanız olumsuz kelimeleri kullanarak bu davranışı yapmaya onu yönlendiremeyebilirsiniz. Çünkü insan beyni kendisine verilen olumlu emirleri ilk olarak uygular. Şöyle bir senaryo düşünelim. Çocuğunuz ile yolda yürüyorsunuz ve onun çamurlu suyun içinde koşmasını istemiyorsunuz, defalarca uyarmanıza rağmen hala çamurlu suya giriyor olsun. Çocuğunuza “girme şu suya” diyerek, suya girmemesini sağlamaya çalışıyorsunuz emin olun ki ancak bağırır veya fiziki şiddet uygularsanız sözünü dinletebileceksinizdir. Çünkü suya girme derken “gir – me” şeklinde ikili emir veriyorsunuz. Verdiğiniz ilk emir beyin tarafından “suya gir” olarak algılanıyor ve haliyle beyin öncelikle olumlu fiili yerine getirmek istediğinden çocuğunuz suya giriyor. Peki; böyle bir durumda ne yapmanız lazım? Böyle bir durumda çocuğunuza “suya girme” demek yerine “yolun kenarından yürü, kuru yerden yürü, bu taraftan yürü” demeniz daha etkili olacaktır. Dikkat ederseniz “yolun kenarından yürü” dediğinizde “yürü” şeklinde olumlu bir emir veriyor olduğunuzu fark edeceksiniz.Olumsuz fiil, çocuklara emir verme, olumlu emirlerSadece çocuklarda değil yetişkin bireylerde de aynı mekanizma geçerlidir. Bir polissiniz ve birisinin bir başka birini rehin aldığını düşünün. Rehin alan kişiye “ona zarar verme” derseniz yine ikili emir vermiş olursunuz ve elde edeceğiniz sonuç kötü olabilir. “Ona zarar verme” demek yerine “rehin aldığın kişiyi serbest bırak” diyebilirsiniz. Böyle yaparsanız beyne olumlu bir fiil kullanarak yönlendirme emri verirsiniz ki bu da ulaşmak istediğiniz sonuca varmanızı kolaylaştırır. Verdiğimiz iki örneği de göz önüne aldığımızda günlük hayatta çocuklarınıza bir şeyi yapmalarını veya yapmamalarını istediğinizde daima olumlu fiiller ile emir verebileceğinizi aklınızda bulundurun. Özellikle kötü alışkanlıklarından çocuklarınızı vazgeçirmeyi istiyorsanız ya da kötü alışkanlıklardan onları uzak tutmak istiyorsanız olumlu fiiller içeren bir konuşma yapabilirsiniz. Gündelik hayatınızda olumlu filleri kullanarak iş ve özel hayatınızda daha mutlu bir birey olabilirsiniz.